1989 yılından kalma sürücüsüz otomobil: ALVINN

 
Günümüzde sürücüsüz otomobil teknolojilerine verilen önem giderek artıyor. Teknoloji devleri ve otomobil şirketleri bu alanda çalışmalar yapıyor, prototipler geliştiriyor. Belki de 5 – 6 sene sonra kendi şehrimizde, sokağımızda yollarda otonom bir araba gördüğümüzde şaşırmayacağız. Ama şimdilik hala otonom araba teknolojileri bize teknolojinin son ürünüymüş, yepyeni bir şeymiş gibi hissettiriyor. Tabi işin aslı böyle değil.
 
Ayrıca Bkz.Boğaziçi Üniversitesi Bilişim Kulübünden güvenlik temalı hackathon
Otonom sürüş teknolojilerinin geçmişine baktığımız zaman bu alanda 30 seneden daha da uzun bir çalışma geçmişi görüyoruz. Bilgisayar tarafından kontrol edilen araba araştırmaları ve ilk üretim, 1986 yılında ABD’de Carnegie Mellon Üniversitesinde Navlab 1 isimli aracın üretimiyle başladı. ALVINN (Nöral Ağ Kullanan Otonom Kara Taşıtı) isimli kamyon ise 1990’lara kadar test aracı olarak kullanıldı.
 
ALVINN’in işlemcisi bir buzdolabı büyüklüğünde olmasına rağmen saniyede ancak 100 milyon kayan noktalı sayı işlemi (Apple Watch’un hızının onda biri) yapabiliyordu. Buna rağmen, 1990’ların başında ALVINN ile 113 km/saat hıza ulaşılabiliyordu. Ordu tarafından desteklenen 8 yıllık bir projenin sonucu olan ALVINN’in en önemli özelliği ise, kendi zamanı için çok yenilikçi bir şekilde, nöral ağlar kullanıyor olması. Otonom arabalar için nöral ağ kullanımının giderek popülerleştiği günümüzde, ALVINN için modern otonom arabaların babası desek yanlış olmaz herhalde.
 
Ayrıca Bkz.Google’dan bulanık ve düşük çözünürlüklü fotoğraflar için yeni algoritma
Otonom sürüş için nöral ağ kullanmanın bir sonucu ise detaylı haritalara ihtiyaç duymaması. Örneğin Google’ın otonom sürüş teknolojisi, bölgenin detaylı 3 boyutlu haritalarına dayanıyor. Bundan dolayı sadece haritasına sahip olduğu yerlerde çalışabiliyor. Nöral ağ kullanan bir sistem ise daha önce hiç gitmediği, bilmediği bir yerde, eski deneyimlerine dayanarak çalışabiliyor.